Çakmak Alevinde Yaşam

Kötüyüm be Samsa. İyi değilim. Yaşayamıyorum. Nedir ki yaşamak? “Yaşamak bir çakmak alevi kadar aramızda”[1] Bu melankolikliği atamıyorum üzerimden. Enerji ve istek yok. Pişmanlık ve yorgunluk var sadece. Neyin pişmanlığı? Adem olamamanın pişmanlığı. Ne bok yiyorum lan ben? Sanki yazarken bile yabancıyım kendime. Kimle konuşuyorum? Kimi konuşuyorum? Duygularıma yabancılaştım sanırım. Evet evet, duygularıma yabancılaştım. Hislerime […]

Devamını Oku

Eşref-i Mahlûkat Kimdir, Kime Denir?

Bu deftere yazmayalı kaç ay oldu acaba? 6 ay olmuş. Özledim demeyi isterdim. Hah hah, Hikmet Benol’un Bilge’ye yazdığı mektup geldi aklıma. “Sevgili Bilge, bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım …”[1] Acıklı bir mektuptu. Hüzün doluydu. Kalem tutmayı unutmuşum ya hu. “Ya hu” demeye de son zamanlarda alıştım. Güzel bir […]

Devamını Oku

Uzun Yazmak ya da Kısa Yazmak

Yazılarımı yazarken içimde hep “uzun yazmalıyım” düşüncesi vardı. Uzun yazmam gerektiğini düşünüyordum. Birkaç gün evvel bu düşüncemden vazgeçtim. Bir önceki yazım da bu kararım neticesinde sitede yayınlandı zaten.[1] Kısa yazılar da paylaşacağım artık. 90 kelime, 100 kelime, 150 kelime vs. Bazen içimde yazma isteği oluşuyor, ufak ufak notlar alıyorum. Kısa oldukları gerekçesiyle paylaşmıyorum. Defterin arasında […]

Devamını Oku

Kelimenin Çıkmazında

Duygularımız bizim mi? Biz mi seçtik? Duygu seçilir mi? Seçilmez. Değiştiriyorum; duygularımız bize mi ait? Kelimeler… Bizi yönetiyor. Kısıtlıyor. Fazla kelime bilmek zincirimizi uzatıyor sadece. Kaybettik saflığı. “baba”/“anne” dediğimizde kaybettik bize ait olanı. Harfsiz ve kelimesizliğimizi kaybettik. Kirlettik hisleri, kirlettik saflığı. Bize ait sandığımız duygular bize sahip oldu. Hisler esaret altında. Kelimelerin işgali altında. Dilimiz […]

Devamını Oku

Gelip de Bulamamak

Geldin kadın, geldin de ben bıraktığın yerde bıraktığın gibi değilim be. Geldin eyvallah da, ya gidişin? Neleri alıp gittin de gelişin yerine koyamadı onları? Ayrılık demiş şair, sevdaya dahil[1]. Zarif şairimiz cevap vermiş: “Başını alıp gitmek sevdaya dahil değil.” Ayrılık farklı şey başını alıp gitmek farklı şey kadın. Bence tabii. Bilmez miydin Oğuzcuğum Atay’ı çok […]

Devamını Oku

Bir Yağmur Sabaha Kadar Yağmayan

Yazmayalı iki hafta olmuş. Yazabilmek için hissetmek, yaşamak lazım. Hissetmeyeli ne kadar oldu acaba? Ya da yaşamayalı? Ya his sandıklarım sanrıdan ibaretse, ne yaparım? Ne yapıyorum ya da? Aslında hislerimin his sandıklarının çok yoğunlaştığı anlar, günler oldu ama yazacak takati bulamadım kendimde. Cesaret de şuna. Cesaret edememek korkmak demek. Korkacak bir şeyler gerek. Doğru, korkacak […]

Devamını Oku

İlmek İlmek Cehennem

Yazmayalı çok zaman oldu. Kaç yazıya daha böyle başladım? Neden yazmıyorum? Yazamıyorum. Anlatacaklarım bitti sanırım. Ya da anlatabileceklerim. Anlatamıyorum. İçimdeki huzursuzluğu, içimi kemiren duyguları, benliğimi yiyip bitiren ruh asalaklarını anlatamıyorum. Bir boşluk var içimde. Dolduramıyorum. Geçmişe duyduğum öfkeden başka bir şey kalmadı sanırım elimde. Gelecek? Hah hah, geldi bile. Yaşadım geleceği çoktan. Geleceğimin de geçmişimden […]

Devamını Oku

Halimiz Duman

Halimiz duman. Kaçıncı tekrarda bilmiyorum. Az önce muhtemelen bağırarak bu şarkıyı söylüyordum. Muhtemelen diyorum çünkü kulaklıkla dinliyordum, yüksek sesle dinliyordum. Ve kendi sesimi az biraz duyuyordum. Buna şahit olmak zorunda kalan yan odalardan ve odamdaki atomlardan özür dilemeyeceğim. Nasıl sözlerdir bunlar? Nasıl yazılır abicim bunlar? Halimiz duman. Halimiz duman. Yediğim kazıkları düşünüyorum. Sevdiklerimi. Sevip de […]

Devamını Oku

Acıyla Alınıp Acıyla Satılan

Acılar insanı olgunlaştırırmış. Kendimin acısıyım ben. Kendimden kaçamadığıma göre her an acı içindeyim. Dolayısıyla her an gelişim halindeyim. Ama aşırı olgunlaşınca meyve yenmez değil mi? Çürür. Sonunda çürüyeceğim işte ben de. Çürüyüp kokacağım. Tiksinerek, eldivenle tutup atacaksınız beni uzak köşelere. Rahat uyuyabileceğiniz bir yere. Beraber uyumayacağız canım. Ya öyle mi? Benden uzak olduğunuzdan rahat uyuyabileceksiniz […]

Devamını Oku

Utanç Günlüğü – Başarısız Bir Utanç Denemesi

Gelin bir yazı dizisi oluşturalım. “Utanç Günlüğü” olsun ismi de. Başkası adına utandığınız zamanlar olmuştur. Biraz da benim adıma utanın. “Elemim bir yüreğin karı değil, gitme ey yolcu gel beraber ağlaşalım” Böyle hatırlıyorum mısrayı. Yok böyle değilmiş. “Gitme ey yolcu, beraber oturup ağlaşalım / Elemim bir yüreğin karı değil, paylaşalım.”[1] Paylaşıp utancımı azaltırım belki. Psikolojide, […]

Devamını Oku