Toplumsal Hayatı İnşa Eden Kur’an Kavramları / Mustafa İslamoğlu

Son zamanlarda İslamoğlu’nun 2 eserini okumuş ve birisi hakkında notlarımı paylaşmıştım. İlgili yazı için tıklayınız efenim. Aslında bu kitabı (Toplumsal Hayatı İnşa Eden Kur’an Kavramları) daha önce okumuştum ama notlarını diğerinden daha geç paylaşmak durumundayım. bitiremedim, düzenleyemedim, bilgisayar başına geçemedim vs. bahaneler bahaneler… Diğer yazıda da belirtmiştim sanırım, kitap hakkında ufak notlarımı paylaşıyorum. kitap tahlili yapmıyorum.

Aslında yazı tam olarak bitmedi ama, baktım asla tam olarak bitmeyecek, paylaşayım dedim. Kafam güzel bu aralar, toparlayamıyorum. İdare ediniz efenim.

Başka söylemem gerek bi şey var mı? Yok galiba.

Bu da böyle saçma sapan bir giriştir işte. Her neyse, nelveda.

 

Toplumsal Hayatı İnşa Eden Kur’an Kavramları / Mustafa İslamoğlu

Öğretme/Talim: Anlamın tasavvuru için benliği tahrik edip harekete geçirmek. (İbn Asur)

Öğrenme insanı insan eden vasıftır. Melekleri ademe secde ettiren, Adem’e esmaların talim ettirilmiş olmasıdır.

Mehmet Okuyan – Secde: “s-c-d” Boyun eğmek, emre amadelik, karara teslimiyet, saygı göstermek, kibir göstermeme eylemi. Rabbin bilgisine boyun büküş.

Adem’e değil, Adem için secde: “Onu bu şekilde bilgi sahibi kılan Allah’a secde edin.” //Bu şekilde çevirinin yanlış olduğuna dair yazı: http://www.suleymaniyevakfi.org/kuran-arastirmalari/kuran-uzerinde-bireysel-calismanin-yanlisligi.html Arapçamız yok, çektikleri yana gidiyoruz maşallah… Hayırlısı//

  • İslam’da bilgi Adem’e secde ettirir. Batı aklında cennetten kovduran, bilgidir. İslamî bakışa göre, bilgi bahşedilendir. Batı bakışa göre bilgi, çalınandır. //Rahman olan ilah vs. Düşman-rakip olan ilah//
  • Medreselerin yerini Batı’da okullar aldı. Okulun Batı’da ortaya çıkışı ulus devletlerin ortaya çıkışıyla paraleldir. Ulus devletler, okulları ideolojilerinin çiftliği olarak gördü. Modern okul, elit sınıfın çıkarları adına halkı iktidarın keyfiyet ekseninde şekillendirdi.
  • Rabbani terbiye muhatabını birey değil şahsiyet olarak inşa eder.
  • 4 rekat olan öğle namazı, Cuma günü neden 2 rekat? Eğitim farz-ı ayndır da ondan.
  • İmam sırtını kıbleye dönmek pahasına niçin yüzünü cemaate döner?
  • Varlık, aktiflikle kaimdir. Atomlar tek bir lahza olsun hareketi terk etmez, daima aktiftir. //Dersin sonunda kendi şiirini okuyup havayı berbat eden edebiyat öğretmeni gibi kendimden bir alıntı yapayım: “Fikirlerin kaderi bu zaten. Sanki eyleme dönüşmemek için duruyorlar beyin kıvrımlarımızda. Doğuyor, yaşıyor ve vakti gelince (yani vakti gelmeyince) göçüp gidiyorlar. Canlılık gibi. Hmmm… Canlılık? Canlılık bir fikir o halde. Nasıl bir fikirdir bu!? Fikrin ölümü fiilsiz kalmak. Canlının ölümü? Fiilsiz kalmak. Vay be. Varoluş problemini çözdüm. Fiilsizsen ölüsün arkadaşım. ‘Siz hayat süren leşler!’” https://www.atayli.com/genel/gordum-hepiniz-oradaydiniz-daga-kaldirdiniz-pollyannayi //

//Allah aktiftir diyor İslamoğlu sayfa 19’da.

Allah’ı kendisini tarif etmediği kelimelerle tasvir etmek akıl işi midir? “Her an hayata müdahildir” (Rahman 29) “Fi şe’nin” olmak aktiflik midir? Allah pasif olsaydı karmaşa olur diyor. Allah’ın pasif olmaması, “aktif” olması mıdır?//

  • Aktif okumada “okudum” denmez. “okudum” demek nihayete erdirmek demektir. Aktif okumak tüketmemek, üretmektir. //Lokman 27’yi okuyan, “okudum” diyebilir mi? Lokman 27: “Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem olsa, deniz de arkasında yedi deniz daha katılarak yardımcı olsa, Allah’ın kelimeleri tükenmez. Allah Azîz’dir, Hakîm’dir.”//

//Müzzemmil Suresi notları:

İlk 11 ayet. Gece kalk ve oku.

  1. ayet? “Muhakkak ki yakında sana ağır bir söz ilga edeceğiz.” Gece yolculuğunda bırakılan “ağır söz” nedir?//
  • Salihat ve Hasenat birbirinden farklıdır. //Salihat şahsiyet, hasenat birey inşa eder.//
  • Salihat; salih ameller, “ıslah edici iyilikler” demektir.
  • Salihat / s-l-h / sulh: Sulh, birden fazla taraf arasında barış sağlamak.
  • Hasenat, kişinin kendisine dönük iyiliktir.
  • Asr suresi salihata çağırır. Hakk ve sabrı tavsiye.
  • Cenneti hak edenlerin 3 vasfı(Hud 23): İman, salihat, boyun eğme //secde//
  • Hasenat salihata dönüştürülebilir. Nasıl? Maun suresi.
  • Salihat başkalarını da kuşatır.
  • Hasenat 10’a katlanır (En’am 160), salihat sınırsızdır ve cennete sokar.
  • Çift kutupluluk(ezvac) ve zıt kutupluluk(ezdad) farklıdır. Ezdad birisi olunca diğer olmayandır. Kadın-erkek vs. gece-gündüz

//Dil ve Dilemma isimli yazımdaki tez-anti tez olayına yeni bir yaklaşım: ezvac ve ezdad. Fakat hâlâ tarafgirlik söz konusu. Bana lazım olan ayrılığa gereğin olmadığı  bir ezdad formu. Gündüz gelince gecenin gitmediği bir form.

“Hiç kimse haklı değil. Herkes eşit derecede yanlış.”

Aslında gündüz ve gece ayrılmıyor ki?

Gündüz yoktur. Gece ve ışık vardır. Aradığım belki de gözümün önünde. Gözümü kapatsam kâfi.

Belki de ikilik yok. Teklik ve sonsuz olasılıklar var. Misal; gece ne kadar gecedir?(Biliyorum, çelişkili bir soru. İdare edin şimdilik.) Gece, ne kadar ışıktan sonra gündüzdür?//

//sf. 39, “Varlık yaratanına şahittir” demiş. Kehf 51?

Kehf 50-51: “Hani, biz meleklere ‘Âdem’e secde edin’ demiştik de İblis dışında hepsi secde etmişti. İblis, cinlerdendi. Kendi Rabbinin emrine ters düştü. Şimdi siz, benim beri yanımdan, onu ve onun soyunu dostlar mı ediniyorsunuz? Hem de onlar sizin düşmanınızken. Zalimler için ne kötü bir değiştirmedir bu! Ben onları ne göklerle yerin yaratılmasına, hatta ne kendilerinin yaratılmasına tanık tuttum. Ben, sapıp gitmişleri yardımcı edinecek değilim.”

Elbette şahitlikten kastı o değil.  Şahit olmak? Tesbih halinde olmak…

Hayal ediyor, ifade edemiyorum.//

  • Bilgi hiç bu kadar bereketsiz olmadı.
  • Modern eğitim değersizleştiricidir. Üst kategoriyi alt kategoriye nispetle açıklamaya çalışır => İnsan konuşan hayvandır.
  • Modern eğitim, bilgiyi tanrıyla rekabet olarak görür. Bilgi, tanrıdan azade olmak aracıdır.
  • Şahsiyetli eğitim merhamet ve şefkat temelinde yükselmelidir. Tıpkı Rahman Suresi’ndeki gibi. //Rahmanın Kur’an’ı öğretmesi, insanı yaratması, beyanı öğretmesi…//

// Rahman Suresi ara not:

Rahman 1-5: “O Rahman, öğretti Kur’an’ı, yarattı insanı, belletti ona duygu ve düşüncelerini ifade etmeyi.”

İfadelerin sırasına göre; önce Kur’an öğrenip sonra insanın yaratılması, ardından beyanın öğretilmesi… beşerden insana yolculuk…//

  • //Peygamberin sünnetine peygamber de tabi olduğu fıtri sünnet yaklaşımı. Sf 47. Hmm…//
  • Kadın mı üstündür erkek mi üstündür? Kadın ve erkek “zevc”tir. Zevc: bir diğerinin yerini tutmayan, birbirini bütünleyen iki unsurdan biri. //sadece 2 mi?//
  • Kur’an’da ev için 2 ifade kullanılıyor: Beyt ve dar. Birincisi gecelenen mekan. İkincisi sürekli insanların deveran ettiği sağlam bir diyarı(duvarı) olan, girilip çıkılan, bazen sosyal işleri de olan mekan için kullanılır.
  • Peygamber vahyi ilk aldığında “sokağa” değil “eve” döndü. //eve dön, şarkıya dön, kalbine dön// Çünkü ev, “nereden başlamalı?” sorusunun cevabıydı.
  • Firavunun zulmü annelerin rahmine kadar uzandığında ne yapılabilir? Cevap: Yunus 87: “Şehirde toplumunuz için bazı evleri karargah edinin kendi evlerinizi ise ibadethaneye dönüştürerek ibadetinizi eda edin. Ve, (bunu yaparsanız) müminleri (zaferle) müjdele!”

//Ali İmran 33: “Şüphe yok ki Allah Adem, Nuh’u, İbrahim ailesini, İmran ailesini kendi çağının insanları arasından seçip üstün kıldı.”

*Adem şahıs olan Adem mi, HomoSapiens mi? Ademden kasıt “homo” mu?

Şayet ademden kasıt homosapiens ya da homo ise Nuh’tan kasıt nedir? / İnsanlığın ilk atası – İnsanlığın 2. Atası

Nuh, Kur’an’da adı geçenler arasında şeriatı olan ilk peygamberdir. (Mehmet Okuyan)

Adem homo, Nuh homosapiens olabilir mi? Sapiense yaratılışta üstünlük verildi.

Ademe esmalar öğretildi, Nuh’a şeriat verildi?

*Allah beşere ruh üfledi de homo cinsi mi oluştu, yoksa Allah homo cinsine ruh üfledi de sapiens mi oluştu?//

//Yolun ortasına oturan Şeytan -> orta yol üzere olmak -> Hasene -> Pasif Müslüman – E iyi de, Bakara 143?- //

  • Allah her an yaratma halindedir. Yarattıklarına müdahale halindedir. Allah’ın tekamül/evrim sünneti böyle işler. Allah’ın her yeni yaratışı bir öncekinden farklıdır. Tekamül/evrim, evrene ilişkin ıslah yasasından gayrı bir şey değildir. Nuh 14, Fatır 11, Rum 20
  • Evrenle birlikte her varlık ölüme doğru yol almaktadır. Entropi.
  • Mümini müşrik yapan aklını kullanmamaktır.
  • Toplumun en canlı katmanı ulu’l elbab’tır. Lubb kelimesi eb iyisi üzerine sebat manasına gelir. Bilinçli kesimdir. İslami kadroların çekirdek yapılarını ulu’l elbab haline getireceklerine şartlandırıyor.
  • Kur’an sure dizilişine Allah’ın adıyla başlar, toplum (en-nas) ile son bulur.kamu hakkı burada Allah’a nispet edilir. Ardullah’ın (Allah’ın arzı) bir anlamı da kamuya ait arazidir.
  • Allah bazen tek insanı, bazen insanlığı hitaba alır. Bazen daha farklı formu olan “Ey kullarım” hitabını da kullanır. Kur’an’ın muhatabı sadece tek insan değil; insan topluluğu bazen de tüm insan soyudur. Toplumsal değişimin şartı ise, fert fert değişimdir. //rad 11//

//Bakara 143, dengeli ümmet: “İşte böyle! Biz sizi, insanlar üstüne tanık olasınız, resul de sizin üstünüze tanık olsun diye, orta yolu izleyen bir ümmet yaptık. Biz, eskiden üzerinde olduğunu kıble haline getirdik ki resule uyanı, ökçesi üstüne gerisin geri dönenden ayıralım. Bu, Allah’ın kılavuzluk ettikleri dışındakilere gerçekten zor gelecektir. Ama Allah imanınızı işe yaramaz hale getirmeyecektir. Şu da bir gerçek ki, Allah öncelikle insanlara karşı çok acıyıcı, çok merhametlidir.”//

  • Risalet ümmete mirastır. Bkz. Mücadile 21 //Mücadile 21:  “Allah, “Ben ve resullerim mutlaka galip geleceğiz!” diye yazmıştır. Allah çok güçlüdür, Azîz’dir.” Ne alaka? //
  • Kur’an anayasa olsun diye indirilmemiştir. Din anayasaları değil, anayasa yapan tasavvurları, akılları ve kişilikleri inşa eder.
  • Bilgiden ahlaka değil, ahlaktan bilgiye gidilir. İslam aklı fonksiyonel ve evrenseldir. Bilgi de öyle. Ahlak, entelektüel olanla değil, fonksiyonel olanla ilgilidir. Yani ahlak eylemdir. İslamı hayatta ahlak bilginin temelidir ve işte bu yüzden “faydasız bilgiden Allah’a sığınılır”
  • Vahyin inşa ettiği hayatta bilgi ontolojiktir: Tıpkı “bilinen varlık sferi” anlamına gelen ve tüm varlığı kapsayan âlem sözcüğünde olduğu gibi. Yani bilgi, sadece bilen öznenin onu elde etme üretmesinin sonucu değil, bilinen objenin kendisi hakkında bilgi vermesinin sonucudur. İki “özne” olmadan bilme eylemi gerçekleşmez. Dolayısıyla bilme bir diyalog kurmadır. Biz Allah’ı yalnızca entelektüel faaliyetlerimiz sonucu mimleyiz, O kendisi hakkında bilgi verdiği için, bizimle diyaloğa girdiği için biliriz. O bu bilgiyi insan fıtratına yerleştirmiştir. İnsan bu bilginin üzerini örttüğü(küfür) için, hatırlatıcı mesaj(zikr) göndermiştir.
  • Dolayısıyla bilgi onun için içkin değil aşkın bir eylemdir: çünkü bilmek; varlık dolabına dalıp oradan ganimetle geri dönmek değil, bilinenle varoluşsal bir rabıta kurmaktır. Bilinen “özneyi” içkine indirgemek değil, bilen “özneyi” aşkınla irtibat kurmak için yüceltmek, yani kendi aleminin en yüce ufkuna yükseltmektir.
  • Salih kazanç esastır. Rant değil, değer üretimi.
  • Varlık sadece gerekli ve ihtiyaç olana cevap verecek şekilde değil, insanın güzellik tutkusuna cevap verecek şekilde dizayn edilmiştir. Bkz. Estetik. //“gerekli ve ihtiyaç olarak estetik” dese daha iyi olurmuş.//

//toplumun inşa alanları hakkında geniş perspektif için “hayatın yeniden inşası için ve “ne yapmalı, kiminle yapmalı, nasıl yapmalı” eserlerine bak.//

  • Gıybet, kişiyi günah işlediği ana mahkum etmektir. //Tevvab olan Allah’tan gafillik: Gıybet//

//Günah Allah’a işlenir ama kilise bağışlar. Kilise menfaat elde eder. Birey, bireye suç işler, devlet bağışlar. Yozlaşan kurumlar ve kişiler…//

  • Allah insandan hatasızlık ve günahsızlık beklememektedir. Hatanın itiraf edilip affa yönelinmesini beklemektedir.

//Kibir kırıcı olarak Allah//

  • Şeytan sorumluluğu üstlenmedi.
  • Müslümanların özeleştiri yapmayıp suçu dış tesirlerde –öteki- araması şeytanlaşma örneğidir. Bu durum Müslümanları “kapalı havza toplumu” haline getirip Yahudileştiren travmatik bir durumdur.
  • Yunus kıssası özeleştiri kıssasıdır. Yunus nebi’nin tevbesi “la ilahe ente”: “senden başka ilah yok” şeklinde başlar. Demek ki, günah tevhidden kopuş, tevbe tevhide bağlanıştır. //hevasını ilah edinen// Tevbenin ilk şartı imanı yenilemektir.
  • Nifak iman problemi olmaktan çok, iman ahlakı problemidir.
  • Vahiy, emrettiği her hususta bir de ahlak inşa etmiştir.
  • İnfak ederken Kabil kompleksine yakalanmamaya dikkat.
  • Hidayet Allah’tandır. İnfak, tam karşılıksız yapılmalı. Hidayete erdirmek için dahi yapılmamalı. //yeni Müslümanlara kalp ısındırma payı?//

//salihat hakkında not: Muhammed 12: “Şu bir gerçek ki Allah, iman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanları, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Küfre sapanlarsa zevk edip eğlenmeye bakarlar; davarların yediği gibi yer içerler. Varacakları yer ateştir onların.”

Muhammed 20: “İman edenler derler ki: ‘Bir sure indirilseydi olmaz mıydı?’ Fakat hükmü kesinleşmiş bir sure indirilip de içinde savaş da anılınca, kalplerinde maraz olanların, ölüm baygınlığına tutulmuş bir bakışla sana baktıklarını görürsün. Onlara uygun olan da odur.” Davası olan mücadele eder.

Muhammed 24: “Peki bunlar, Kur’an’ın anlamını inceden inceye düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpleri üzerinde kilitler mi var?” İnanmayanlar düelloya değil, düşünceye davet edilir //

  • Allah davetçidir. (o davet etti, davet eder fiilleri kullanılır. Enfal 24)
  • Allah’ın daveti ile emri aynı şey midir? Hayır. Enfal 24’te “emera” değil, “de’a” kullanılmış. Emirde tehdit, davette teklif vardır.
  • Allah’ın daveti emir telakki edilmelidir. Allah’ın davet üslubu kullanmasının sebebi özgür iradeye saygıdır.
  • Fussilet 33: “Allah’a çağırıp/yakarıp hayra ve barışa yönelik iş yapan ve ‘Ben, Müslümanlardanım/Allah’a teslim olanlardanım’ diyen kimseden daha güzel sözlü kim vardır?!” Fussilet 33 ışığında, kendine değil Allah’a davet.
  • Hidayet nasip değil talep işidir.
  • Vahiyden ayrı kalmanın acısı, vahiy sorumluluğunun meşakkati yanında daha büyüktür.
  • Vahyin ilk muhatabına “ona aldırma, onlardan yüz çevir” gibi hitaplarının olması “gündemini onların belirlemesine izin verme” demektir.

Fetih: kapalılığın giderilmesi, yol açma, yol gösterme, hüküm verme, zafer, galibiyet.

Kapalılığın giderilmesi:

  • Fiziki kapalılık. Kapının açılması, gözün açılması, ülkenin-toprağın açılması.
  • Manevi kapalılık. Zihnin açılması, aklın, kalbin açılması

Kaynağı olan bir suyun kendi yatağını bularak akması.

Fetih, ev kapısı açılması, gök kapısı açılması, nimet bereket kapısının açılması, iman ve küfür toplumunun arasının ayrılıp hüküm verilmesi //kıyamet, din günü denebilir mi buna?// kıyamet gibi anlamlarda kullanılmıştır.

Zafer, galibiyet ve yüreklerin imana açılması anlamlarında kullanılmış. Salt toprak işgali, siyasi-askeri-ekonomik egemenlik manasında kullanılmamış. Bu belki nasr sözcüğüyle ifade edilmiş.

Enfal 19: “Fetih istiyorsanız, fetih size geldi. Eğer vazgeçerseniz hakkınızda daha hayırlı olur. Eğer dönerseniz biz de döneriz. Cemaatiniz çok da olsa size zerre kadar yarar sağlayamaz. Allah, inananlarla beraberdir.”

Enfal 19 fethin bir başka kullanımı. Bu ayette fetih, müşrikler için kullanılmıştır. Buradaki gaye, müşriklerin İslam/iman ile fetholunmasıdır. Yürüklerin imana açılmasıdır.

//sf. 140, nahl 125 örneği “zamana/ortama uygun yöntem” kastı aşabilir. Sistemci olmaya müsait.//

// homo kur’anikus 🙂 //

  • Zengin ve fakir arasında uçurumların olduğu bir toplumda emr bilmaruf nehy anilmünkere fakirlere sabrı tavsiye ederek başlamak, gerçek hırsız olan devletin tüm toplumun cebinden hiçbir şey hissettirmeden enflasyon adı altında çaldığı astronomik miktarı görmemek demektir. Sf. 152
  • Emri bilmaruf nehyi anil münker Kur’an’da birçok farzdan daha fazla yer alan bir emirdir.
  • Emri bilmaruf nehyi anil münker yapacak insanın emir ve nehyedilecek şeyleri bilmesi esastır. Bunun süreci şudur:

– bilmediğini öğrenmek zorunludur

– öğrenene yaşamak zorunluluktur

– yaşayan aktarmak zorundadır.

  • Tarih tasavvurunu inşa: tarih epistomolojinin(bilgi) değil, ontolojinin(varlık) konusudur.
  • Varlık, Kur’an’ın nüzul sürecinden önceki Kur’an’dır. Tabiatın Kur’an’ı ile Kur’an’ın tabiatı arasında mahiyet farkı yoktur. İkisi de “Allah’ın sünneti”nden beslenir. İkisi de ayetlerle doludur. Birbirlerini tekzip değil, teyit ederler.

// Bir soru: “Ayetten başka mevcut yoktur” diyebilir miyiz? Bu durumda Kur’an da ayet, kalan her şey de ayet. Kalanı inceleme “Kur’an’ı inceleme” demektir. Bu durumda tabiatı, insanı, soyut ve somutu “okuma”, “anlama” gayreti tefsir gayretidir. “Ayet”lerin açtığı yolda gitme çabası. Kur’an’ı Kur’an dışı “ayetlerle” te’vil edebilir miyiz? Te’vilimiz ne kadar hakikat barındıracak? Algımız kadar. Kur’an ne kadar hakikat barındırıyor? Algımız kadar. Algınla algını te’vil? Dilin kendisi te’vil, tasavvur. Kafam karıştı.//

Vahdet ve Kardeşlik:

  • Tevhid, dağılan insanı toplamak için bulunmaz fırsattır.

//insan allah’ın mülkü müdür?//

  • Sürüye “asabe” denir. Asabi olmak, insanı sürüleştirir.

//ilk materyalist olarak iblis. Ehehe//

  • Farklılıklar ayettir.
  • Hak ve sorumluluk ilişkisi:
  • Hak ve sorumluluk birliktedir.
  • Kur’an müşriklerin en haksız eleştirilerini dahi nakleder. Bkz. Furkan5, Nahl103. Fikrî mücadele yapılmasını ister. Neml 64 bunun delilidir.
  • Batının insan hakları nazariyesi sorunludur. “insan hakları” ifadesindeki “hak” terimi de bu sorunun bir parçasıdır. Bu sorunun temelinde de batıda insan hakları tarihinin bilgiye ce burjuziden koparılan hakların tarihi olması yatmaktadır. //promethus yahut pagan Adem öğretilerinde de bu nettir. “mutlak güç”ten kotarılan hak parçaları//
  • Batının temel insan hakları sandığı unsurlar İslam’a göre hak değil, vecibedir. Batıda hak olarak benimsenen olgular, kendilerini yönetenlerin lütfudur. (rızalı lütuf ya da rızasız lütuf. Lütuf.) İslam’da böyle bir şey yoktur. Barka 258, Nemrud örneği.
  • Haktan feragat edilir, vecibeden edilmez. Vecibeden feragat sorumsuzluktur.
  • Hak özü itibariyle hakk değildir. Yani hak mutlaklaştırılamaz. Öyle olsaydı katilin özgürlük hakkı elinden alınıp hapsedilemezdi.

İnsan devleti:

  • Yunan-batı aklının tanrı tasavvurunda güç vardır.

//sf 202. Mö 7. yy Asur işgalinden sonra icat edilmiş sentetik kimlik olan “Yahudi aklı”?//

  • Tarsuslu Pavlus, İseviliğe pagan kodlar aşıladı. Hristiyanlık tanrı adına “baba”ya tapıyordu. Düşünmüyorlar mıydı ki İsa’nın babasız doğumu “baba” figürü üzerinden gücü tanrılaştıran bu kültüre verilmiş bir mesajdır?

//hiçbir fani için kanunları değiştirmeyen Allah? Mucizeler? Mucizeler de kanuna dahil mi? Mucizeler, Allah’ın ilimde meydan okuması mı?//

  • Ümmet, imamı olan topluluktur. İki kelime de siyaset muhtevalıdır ve umm(anne) kökünden gelir.
  • Batı aklı insanı alt kimliklere atfederek tanımlar=> düşünen hayvan, sosyal hayvan vs.
  • İslam ise üst ile tanımlar: ahseni takvim.

// “sin” Akad dilince tanrı demek. Sin şına girdiğinde bla bla diyen Arabi?

İbranca’da Sin harfi yok. Şin var. Şin, teslisi simgelemek için kullanılıyor. Sin Tanrı demekmiş Akad dilinde. Şuraya üçlü birliği simgeleyen Arabi çizelim Abidin…//

  • Dini devlete yaslamanın faturası devlet yıkılınca tüm din kurumlarının devletle beraber gömülmesidir.

 

11.08.2018

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.