Her Şey O Gün Başladı

Her şey o gün başladı. Ne klasik cümle. Başlamadan evvel bitmişti. Bitmek başladı. Başlamak bitti. Her şey anlamsızlaştı -belki de hiç olmadığı kadar anlam buldu.-. Zaman ve mekân önemini yitirdi. Bu bitim ve başlangıcın patikasında mürekkep yolunu buldu. Kâğıdı bildi. Zaman ve mekân önemini yitirdi. Mürekkep kâğıtta yol aldı da gönle vardı. Gönlü buldu. Gönül […]

Devamını Oku

Kimsenin Hayali Yok mu?

Kimsenin hayali yok mu? Yoksa herkes hayalini mi yaşıyor? O hayallere ve yaşananlara ben neden uzağım? Neden yabancıyım? “Yok gibi yaşamak bu, kalkıp kurtulmak gibi kalabalıktan”[1] Nerenin yerlisiyim? Herkes istediğini mi yaşıyor? Öyleyse ben neden yaşayamıyorum? Yoksa onlar da mı yaşamıyor? Öyleyse neden sadece ben yabancıyım buraya? Neden dahil olamıyorum? Neden dışarıdayım? Sistemdeki parazit miyim? […]

Devamını Oku

Sevmek İsyandır

Kendi kendime yaptığım konuşma, yazışma, sevişme… Ne derseniz işte. Temellendirmeden, içimden geldiği gibi konuştum. Haliyle kopuk oldu. Her neyse, buyurunuz efenim: — Sevmek başlı başına bir isyandır. İsyan -> şikayet, rıza göstermeme ve reddediş. Karşı çıkış. “Seni anlatabilmek seni Namussuza, halden bilmeze, Kahpe yalana …”[1] “Kanatları kara fücur çiçekleri açmış olan dünyanın”[2] ve “yanık yağda […]

Devamını Oku

Çakmak Alevinde Yaşam

Kötüyüm be Samsa. İyi değilim. Yaşayamıyorum. Nedir ki yaşamak? “Yaşamak bir çakmak alevi kadar aramızda”[1] Bu melankolikliği atamıyorum üzerimden. Enerji ve istek yok. Pişmanlık ve yorgunluk var sadece. Neyin pişmanlığı? Adem olamamanın pişmanlığı. Ne bok yiyorum lan ben? Sanki yazarken bile yabancıyım kendime. Kimle konuşuyorum? Kimi konuşuyorum? Duygularıma yabancılaştım sanırım. Evet evet, duygularıma yabancılaştım. Hislerime […]

Devamını Oku

Eşref-i Mahlûkat Kimdir, Kime Denir?

Bu deftere yazmayalı kaç ay oldu acaba? 6 ay olmuş. Özledim demeyi isterdim. Hah hah, Hikmet Benol’un Bilge’ye yazdığı mektup geldi aklıma. “Sevgili Bilge, bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım …”[1] Acıklı bir mektuptu. Hüzün doluydu. Kalem tutmayı unutmuşum ya hu. “Ya hu” demeye de son zamanlarda alıştım. Güzel bir […]

Devamını Oku

Kelimenin Çıkmazında

Duygularımız bizim mi? Biz mi seçtik? Duygu seçilir mi? Seçilmez. Değiştiriyorum; duygularımız bize mi ait? Kelimeler… Bizi yönetiyor. Kısıtlıyor. Fazla kelime bilmek zincirimizi uzatıyor sadece. Kaybettik saflığı. “baba”/“anne” dediğimizde kaybettik bize ait olanı. Harfsiz ve kelimesizliğimizi kaybettik. Kirlettik hisleri, kirlettik saflığı. Bize ait sandığımız duygular bize sahip oldu. Hisler esaret altında. Kelimelerin işgali altında. Dilimiz […]

Devamını Oku

Gelip de Bulamamak

Geldin kadın, geldin de ben bıraktığın yerde bıraktığın gibi değilim be. Geldin eyvallah da, ya gidişin? Neleri alıp gittin de gelişin yerine koyamadı onları? Ayrılık demiş şair, sevdaya dahil[1]. Zarif şairimiz cevap vermiş: “Başını alıp gitmek sevdaya dahil değil.” Ayrılık farklı şey başını alıp gitmek farklı şey kadın. Bence tabii. Bilmez miydin Oğuzcuğum Atay’ı çok […]

Devamını Oku

Bir Yağmur Sabaha Kadar Yağmayan

Yazmayalı iki hafta olmuş. Yazabilmek için hissetmek, yaşamak lazım. Hissetmeyeli ne kadar oldu acaba? Ya da yaşamayalı? Ya his sandıklarım sanrıdan ibaretse, ne yaparım? Ne yapıyorum ya da? Aslında hislerimin his sandıklarının çok yoğunlaştığı anlar, günler oldu ama yazacak takati bulamadım kendimde. Cesaret de şuna. Cesaret edememek korkmak demek. Korkacak bir şeyler gerek. Doğru, korkacak […]

Devamını Oku

İlmek İlmek Cehennem

Yazmayalı çok zaman oldu. Kaç yazıya daha böyle başladım? Neden yazmıyorum? Yazamıyorum. Anlatacaklarım bitti sanırım. Ya da anlatabileceklerim. Anlatamıyorum. İçimdeki huzursuzluğu, içimi kemiren duyguları, benliğimi yiyip bitiren ruh asalaklarını anlatamıyorum. Bir boşluk var içimde. Dolduramıyorum. Geçmişe duyduğum öfkeden başka bir şey kalmadı sanırım elimde. Gelecek? Hah hah, geldi bile. Yaşadım geleceği çoktan. Geleceğimin de geçmişimden […]

Devamını Oku

Halimiz Duman

Halimiz duman. Kaçıncı tekrarda bilmiyorum. Az önce muhtemelen bağırarak bu şarkıyı söylüyordum. Muhtemelen diyorum çünkü kulaklıkla dinliyordum, yüksek sesle dinliyordum. Ve kendi sesimi az biraz duyuyordum. Buna şahit olmak zorunda kalan yan odalardan ve odamdaki atomlardan özür dilemeyeceğim. Nasıl sözlerdir bunlar? Nasıl yazılır abicim bunlar? Halimiz duman. Halimiz duman. Yediğim kazıkları düşünüyorum. Sevdiklerimi. Sevip de […]

Devamını Oku