Sevmek İsyandır

Kendi kendime yaptığım konuşma, yazışma, sevişme… Ne derseniz işte. Temellendirmeden, içimden geldiği gibi konuştum. Haliyle kopuk oldu. Her neyse, buyurunuz efenim:

Sevmek başlı başına bir isyandır.

İsyan -> şikayet, rıza göstermeme ve reddediş. Karşı çıkış.

“Seni anlatabilmek seni
Namussuza, halden bilmeze,
Kahpe yalana
…”[1]

“Kanatları kara fücur çiçekleri açmış olan dünyanın”[2] ve “yanık yağda boğulan yapıların arasında”[3] sevmek isyan değil de nedir? “Delirmek hakkını elde bulundurmak”[4] değil de nedir?

Delilik. Sevmek akıllı adam işi değil. Bunca çirkinlik arasında güzeli ve güzel olanı bulmak, bulmaya çalışmak? Dünyayı farklı algılayış. Bunca talan arasında kendimize yeni bir gerçeklik oluşturma gayreti. Huzurlu bir hayal alemi. Dünyaya katlanabilmek için görmezden gelme mücadelesi.

Ne kadar gerçek? Gözlerini kapalı tutabildiğin kadar. Ya açtığında?

İsyan. İlk bakışta dünyaya karşı. Tekrar bakışta? Kendine karşı. Kendine isyan. Müttefik kim, düşman kim?

“sorular
sordular
neden çok
nasıl yok
niçin var

sanatsız
papağan
neden çok
ve atsız 
kahraman
niçin yok”[5]

09.10.2017     

 

[1]: Ahmed Arif – Hasretinden Prangalar Eskittim
[2], [3], [4]: İsmet Özel – Amentü
[5]: Necip Fazıl Kısakürek – Kafiyeler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir