dağınıklık

Parazit Konuşmalar

Kalemi elime almadan önce yazacak ne çok şey vardı. Sanki yazmaya değil, yazma eylemini düşünmeye ihtiyacım varmış.

Küçük bir not defteri, güzel bir kalem, huzurlu bir mekan ve düşünceler… Yazmaya bunlar yeter diye düşünmüştüm. Yetmiyormuş.

Ah, neyi hatırlatıyor iç sesim: Bir mısra. İsmet Ağabeyden. “Demek gökten ağsa bile tohum, yürekten düşecekmiş.”[1] Aynı şiirden bir başka mısra: “Genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için.”[2]

Ne alaka?

Bilmem. Belki hiç, belki çok alaka.

Madem böyle başladık, kendimi anlatayım.

Ya da  kendimi değil, sustuklarımı anlatayım.

Hah hah, kalemimi gıdıklayan bir başka mısra daha var ama abartmanın lüzumu yok. Kızarlar sonra. İçimizden geldiği gibi olmayı istediğimizi hissettirecek ufak bir harekete, eyleme, devinime daha başlamadan karşı koyarlar. Ayıplarlar. Kızarlar. Yüzümüz kızarır. Ama utanmazlar. Değişmemiş olmanın, değişime, farklılığa izin vermemiş olmanın kendilerince haklı gururunu yaşarlar.

Ne diyorum ben ya?

Ne alaka?

Okumadım yazdıklarımı tekrar. Eminim saçmalamışımdır çokça. Ama az çok haklıyımdır da. Her neyse.

Sıkıntılarımdan birisi de bu.

Ne?

Söylemedim ama fark etmişsinizdir belki.

Odaklanamıyorum. Düşüncelerim dağınık. Toparlayamıyorum. Bir şey düşünürken başka düşünceler hücum ediyor beynime. Gerçi hepsi orada değil mi zaten? Daha çok, bilinç üstüme hücum ediyor. Verimli olmuyor düşüncelerim. Bazen dört beş ayrı iç ses ile tartışıyorum. Hepsi kendince haklı. Küçük şeylere takılıyorum. Tıkanan trafik gibi. (Trafik tıkanır mı ya? Tıkanan yol değil mi?) Araçlar yığılıyor. Birikiyorlar ama bir yere varamıyorlar. Sonra her biri sıkılıp evine dönüyor. Bakıyorum, saatlerce düşünmüşüm ama ortada bir şey yok. Düzeltiyorum. Daha da dağılmış bir (aslında bir değil) iç benlikten, daha da yorulmuş düşüncelerden başka bir şey kalmıyor.

 

dağınıklık

 

Farkındayım cümleler düşük. Yer yer anlatım bozuklukları var. Temize çekerken düzeltirim belki. Neyi? Düşüncelerini mi? Hayır, cümlelerimi. Onlar gerçekten senin mi? Benim tabiî ki. Ben yazdım. Hangi sen? Düşüncelerime çivi batıranlardan kurtulsam daha yaşanılabilir bir beynim olacak diye düşünüyorum. Düşüncelerimi iğneleyenler deseydin daha iyi olurdu. Defol.

Olmuyor, olmuyor. (Ali Kınık’ın öyle bir şarkısı vardı değil mi?) Nereden nereye geldik? Dağıldı gene. Tutamıyorum düşüncelerimi. Bunları yazarken bile başka şeylerle meşgul düşüncelerim. Başka şeylerin işgali altında diyecektin herhalde. Düşüncelerim, benliğim, hayallerim…

Kahretsin. Çok susmuşum. Hiç konuşmamış, hep dinlemiş, çok düşünmüş, her daim içime söylemiş ve hiç yaşamamışım.

Şimdi?

Şimdi mi? Şimdi, hep bir -bin- adım sonrasını düşünüyorum. Daha, öncekileri düzgün atamamışken hep bir adım sonrasını hesap etmeye çalışıyorum. Sonuçta ne hesabım tutuyor, ne attığım adımın hayrını görüyorum.

Hareketlerim rol mü? Gerçek ben mi? Ya da olmasını istediğim kişiye ait az gelişmiş taklit ürünü mü? Bilmiyorum…

Ne demiş Oğuzcuğum Atay?

Canım insanlar! Sonunda, bana, bunu da yaptınız.”[3]

Her neyse, nelveda…

 

11.02.2017

 

[1]  ve [2]: İsmet Özel – Münacaat

[3]: Oğuz Atay – Günlük sf 1

Kaynakça böyle yazılmaz ama, diğer türlü de çok resmi oluyor be.

Parazit Konuşmalar” hakkında 4 yorum

    1. “Toparlanın, gitmiyoruz!” İsmet Özel ne güzel demiş. Toparlandıktan sonra da burada olacağım, olacağız inşallah abla. Teşekkür ederim temennilerin için.

    1. Hem de alenen, bilfiil işgal altında. İşgal altındayız Burak. Bilincimizin her bakımdan güvenli yerini harekat merkezi olarak belirleyip direniş planları oluşturmak zorundayız. Düşman bilinçaltımıza kadar geldi. Geri çekilecek yer kalmadı. Bizim olan her şeyi almak için geliyorlar artık. Elimizde kalan son “biz”i almak için geliyorlar. Savunacak hat kalmadı. Bütün bilincimizi satıh belleyip, o sathı can pahasına savunmak gerek. Bizi kurtaran azim ve kararlılığımızdan başkası olmayacak. Müdafaaya katılanlara selam olsun!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.