Çakmak Alevinde Yaşam

Kötüyüm be Samsa. İyi değilim. Yaşayamıyorum. Nedir ki yaşamak? “Yaşamak bir çakmak alevi kadar aramızda”[1] Bu melankolikliği atamıyorum üzerimden. Enerji ve istek yok. Pişmanlık ve yorgunluk var sadece. Neyin pişmanlığı? Adem olamamanın pişmanlığı. Ne bok yiyorum lan ben? Sanki yazarken bile yabancıyım kendime. Kimle konuşuyorum? Kimi konuşuyorum? Duygularıma yabancılaştım sanırım. Evet evet, duygularıma yabancılaştım. Hislerime uzaktan bakıyorum sadece. Yaşamıyorum onları. Rol yapıyor gibiyim. Zevk almıyorum. Saçma saplantıların esiri oldum sanki. Kendime esir oldum sanki. Ne yazacağım? Bilmiyorum. Ne hissettiğimi bilmiyorum. Yazamıyorum. Duyamıyorum. Göremiyorum. Yaşayamıyorum. Yaşamdan beklentim ne? Ne yapıyor olursam kendimi yaşıyor sayarım? Bilmiyorum. Kişinin kendine yabancılaşmasının sonu nedir? Kendinden uzakta yaşayan bir beden. Acaba bunları hissetmemin sebebi yeni taşındığım şehirde yaşadığım yalnızlık duygusu mu? Yoksa yalnız kalınca düşünmeye daha fazla fırsatım olması mı? Bilmiyorum. Psikoloğa mı gitsem acaba? Ne diyeceğim ki? Buraya yazmak istemiyorum ama nasıl anlatacağım? Hem, sıkıntının kaynağı o mu acaba? Değil bence. Daha başa bir şey. Şu an onun etkisi altında değilim. Onu düşünmemin sebebi anlamlandıramadığım ruh hali.

Ne demiştik? Siktir et. Nelveda.

 

21.09.2017

 

[1]: Rahmi Kaya – Düşlerim Uzak Uçları

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir