Acıyla Alınıp Acıyla Satılan

Acılar insanı olgunlaştırırmış. Kendimin acısıyım ben. Kendimden kaçamadığıma göre her an acı içindeyim. Dolayısıyla her an gelişim halindeyim. Ama aşırı olgunlaşınca meyve yenmez değil mi? Çürür. Sonunda çürüyeceğim işte ben de. Çürüyüp kokacağım. Tiksinerek, eldivenle tutup atacaksınız beni uzak köşelere. Rahat uyuyabileceğiniz bir yere. Beraber uyumayacağız canım. Ya öyle mi? Benden uzak olduğunuzdan rahat uyuyabileceksiniz sadece, sizde ilahi.

Sen meyve değilsin. Daha çok dikenli bir otum. Ama dikenlerim sonradan çıktı. Adaptasyon. Normal şartlarda adaptasyonlar yıllar alır. Dedim ya hızlı gelişim gösteriyorum. Şartlar mecbur bıraktı. Ama seni temin ederim yıllardan daha uzun bir şey aldı. Acılar aldı.                           

Acılar neleri aldı?

Acılar neleri bıraktı?

Dikenlerim çıktı çünkü kendimi korumaya almam gerekliydi. Yabani canlıları uzak tutabilirdim böylece kendimden. Zararlılardı çünkü. Canımı yakıyorlardı. Uzak tutmalıydım kendimden. Tuttum da. Tutamadı. Yakın durmak istediklerim de uzaklaştı benden mecburen. Velhasıl, gülüm olmadığı için dikenime katlanan kimse olmadı. Kaldım yapayalnız. Belki biraz zaman verirlerse gül oluştururum kendime. Korkarım o zaman gelene kadar çürüyeceğim. Kahretsin.

Öyle bir dikenli otum ki, en yapışkanından. Birisi dokunmaya görsün bana, hemen yapışıveriyorum. Bırakmıyorum da. E, onca yalnızlıktan sonra birisi dokunmuş saçlarıma, bırakılır mı ya hu? Korkuyorum düşmekten, daha derine batıyorum. Önceleri basit bir rahatsızlık olan ben, daha sonra derin bir acıya dönüşüyorum. İstenmeyen komplikasyon. Komplikasyon olduğum söylenemez aslında. Son derece basit bir yapım var. Yanlış tanımlıyorlar beni. Yanlış tanıyorlar beni. Tanımıyorlar beni. Oysa dokunulmaya müsait yerlerim de var. Biraz dikkatli olmaları lazım sadece. Batmak istemiyorum yoksa. Dokunmak istiyorum sadece. Dokunayım derken daha derine batıyorum. Derine batıyorum da sonunda dibe vuruyorum. Beklenen komplikasyon.

Battığım yerlerden cımbızla çıkartıyorlar her bir parçamı. Teker teker. Parça parça. Acıta acıta. Ama battığım yerden çıkmam için el uzatmıyorlar. Ne yapalım? diyorum kendime. Ne yapalım, burada da istenmiyormuşuz? Soru mu sözde soru mu? Hem soru, hem sözde soru hem de sözde sitem. Anlayana. Anlayınsana.

Oysa seven gözleri vardı. Sevecekmiş gibi bakan gözleri vardı. Dokunmaya çalışmıştı sanki. İncitmekten korkarak dokunmaya çalışmıştı sanki. Dikenler onun için değildi ki. Başkaları içindi. Biraz dikkatli olacaktı sadece. Kendimi yontmuştum bunca senedir. Ne kalmıştı elimde? Yonta yonta yok olmuştum. Tekrar budanmak istemiyordum. Bırakın, dikenlerim olsun. Ama tutunacak yerlerimi görün. Umulan komplikasyon.

Hem madem dokunmak istedi, neden hemen gitti ki? Hemen gidecekse neden dokunmak istedi ki? Giderken bir şey de demedi hem. Belki gelir. Gelmez. Asla gelmez. Gelmedi. Gideceksen dokunmayacaksın. Değiştirelim: gelmeyeceksen dokunmayacaksın. Dokunduğun yer kanar çünkü. Kanayan yeri sarmayacaksan dokunmayacaksın. Giderek saramazsın ki yarayı? Süreç olan değil. Gitmek. Eylem.

Bir gün akşam olur biz de gideriz değil mi?[1] Gidelim. Tak tak ayak sesimizi aç köpeklere işittirelim.[2] Nur yüzümüzle gidelim. Nur yüz. Nurlu yüz. Nurdan yüz. Hah Hah, kar yağarken kirlenen bir şey bizim yüzümüz.[3] Olsun, öyle veya böyle, gideriz bir şekilde. Olmasın çelengimiz, top arabamız.[4] Olmayacak zaten. Peki 4 inanmış adam? Hiç olmadılar ki. Belki, 4 tahammülsüz adam olabilir ama. Çürüdük ne de olsa. Kokuyoruz. 4, eldivenli, tahammülsüz adam o zaman? Ah, yalnızlık, kimlere muhtaç ediyorsun adamı? Ne demiştik? Yalnızlık adamı orospu eder. Olduk mu? Olduk, ama onu da tam olamadık. Kevaşe olduk. Orospular arasında bile itibarımız yok. Olsun. Varsın olmasın. Ne oldu ki?

Ağlarlar mı arkamızdan? Hiç dokundurmazdı kendisine, hep yalnızdı, hiç konuşmazdı derler, sustuklarımızı duymadıklarından. Üzülürler mi lan? İç çekip, ah be çocuk seni yalnız bıraktık derler mi? Deseler neye yarar ki?

Doktor bir kulak yap. Tüm insanlar için. Bir kulak yap ki, susulanları duysun. Bir göz yap ki, gözlerdekini görsün. Ve bir ten yap ki, incitmeden dokunsun.

Akşam oldu. Gitmek vakti. Her ölen erken ölür ne de olsa. [5]

Şimdilik, nelveda…

 

08.04.2017

 

 

[1]: Necip Fazıl Kısakürek – Şarkımız Bizim

[2]: Necip Fazıl Kısakürek – Kaldırımlar

[3]: İsmet Özel – Amentü

[4]: Necip Fazıl Kısakürek – Vasiyet

[5]: Cemal Süraya – Üstü Kalsın                                        

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.