İnşirah ve Evrim

Aklıma bir şey takıldığı vakit onu çözmeden bir başka şeye odaklanmam çok zor. Geçmiş başarısızlıklarımın bir etkeninin de bu durum olduğunu düşünüyorum. “At arkaya” şeklinde verilen tavsiyeler maalesef üzerimde pek işe yaramıyor. Arkaya atamıyor, sırtıma alıyorum. Bir süre sonra yükler birikiyor ve yoruluyorum. En iyi durumda bile ımm, bir kaşıntı olarak kalıyor. Kaşımalıyım, yoksa odaklanamam. E tabi zaman keyfimi beklemiyor, geri kalıyorum. Yakın zamanda edindiğim alışkanlık yükümü hafifletti: not tutmak. Masamdaki minik kâğıtlara derdimi yazıyor, işime devam ediyorum. Randevulaşıyoruz yani. Kısmen faydasını gördüm.

Her neyse, gelelim bu girizgâhın sebebine. Y. N. Harari’nin Homo Deus’unu okurken fikrim geldi. Baktım kaşıntı büyüyor (fikir ve kaşıntı. Hmm.),  not alayım sonra dönerim dedim. Not aldım ama bu sefer de “ya o anki hisleri daha sonra duyamazsam?” kaygısı baş gösterdi. Kitabın da başındayım, kaşıntı büyüyor, dedim Deus sen az bekle, şu notları bi temize çekeyim. Çekelim efenim:

Harari, Sapiens’in sonlarına doğru “mutluluk” faslını açmıştı. Deus’aysa “mutluluk”la başladı. Anladığım kadarıyla mutluluğa dair temel soruları şunlar:

  • Mutluluğun kaynağı nedir?
  • Bireysel ve toplumsal refahın tarihsel süreçte lineer artışı neden mutluluk düzeyini lineer olarak artırmak bir yana doğrusal olarak bile artırmadı?
  • Nasıl mutlu oluruz?
  • Neden mutsuzuz?
  • Mutsuzluğun kaynağı ne?
  • Ölümsüzlük mutluluk mu yoksa devasa bir “mutsuzluk anksiyetesi” mi getirir?

Harari, mutluluğu kimyasal süreçlerden ibaret görüyor. Mutluluk derken, daha çok “suni” bir “duygudan” bahsediyor. Mutluluğu kimyasal süreçlere indirgemiş (bu kelimeyi seçişimden, mutluluğun nazarımda daha “ulvî” bir kavram olduğu anlaşılıyor sanırım.). Elbette mutluluk belirli biyokimyasal reaksiyonlara sebep olur (yahut sonuç). Fakat mutluluğun biyokimyasal süreçler içeriyor olması mutluluğu “tak çıkar” mantığıyla ele alabileceğimiz anlamı taşımaz diye düşünüyorum. Her neyse, düzgün ifade edemedim derdimi. Sezmişsinizdir belki kastımı. Geçelim.

Mutluluğun kalıcı değil geçici olmasını, reaksiyon etkisi geçtikten hazzın devamı için “bir üst basamağa” çıkmamız gerektiğini, yani sürekli bir tatminsizlik içerisinde oluşumuzu örnekledikten sonra demiş ki; “Tüm bunlar evrimin hatası. Biyokimyasal sistemimiz nesiler boyu mutluluğumuzu değil, sağ kalma ve üreme ihtimalimizi artıracak şekilde evrildi.” Ardından, haz veren duyguların uzun sürmediğini, daha fazlasını elde etmek için çalışmak gerektiğini belirtmiş. Devamındaysa hazzın süreksizliğine ve haz değirmenine su taşıma çabalarına kanaatimce tatmin edici örnekler vermiş.

Harari, mutluluk süreksizliğini evrimsel bir hata olarak görüyor. Bu, “Evrim amaçsızdır.” diyen birisi için mantıklı bir önerme. Lakin Harari önemli bir noktayı gözden kaçırıyor: Mutsuzluk, memnuniyetsizlik, tatminsizlik, aç gözlülük ve benzeri duygular salt “hayatta kalma içgüdüsü”nden daha “insanî” olan “mücadele ruhu”nu inşa etmiyor mu?

Yemek ve uyuşturucu arasında tercih özgürlüğü sunulan farelerin açlık ve yorgunluktan bitap düşene kadar uyuşturucuyu tercih ettiğini örnek vermiş Harari. İngiltere ve Çin arasındaki Afyon Savaşları üzerine de düşünülmeli. Şu an kaynak gösteremeyeceğim birtakım araştırmalar, insanların baskı/kısıtlama altında daha motive olduğu sonucuna ulaşmıştır. Harari’den alıntı yapayım: “Eğer stres sadece sıkıntı ve bıkkınlık … doğursaydı kimse dağlara tırmanmaz, bilgisayar oyunları oynamaz, tanımadığı insanlarla buluşmazdı.” Ki, Sapiens’te de kültürlerin ilerlemesinin iç tutarsızlıklar sayesinde mümkün olduğunu söyleyen kendisiydi.  Tutarsızlık, çelişki, mutsuzluk ve benzerleri insan zihinsel(belki fiziksel de) evriminin itkisidir. Ne yani evrim şen kahkahalarla mı ilerledi?

İlerleme ruhuna, fıtrata gem vuran kontrolsüz seks, alkol, uyuşturucu, haksız kazanç gibi ani haz yüklemesine sebep olan şeylerin haram kılınmasının sebebi bu olabilir mi?

“O halde bir iş ve oluştan boşaldın mı yine kalk ve yorul.” ayeti nasıl bir hakikate dikkat çekiyor?

Velhasıl, mutsuzluk evrimin noksanı değil çarkıdır. Mutsuzluk mücadeleyi getirir. Mücadele, mücadele ruhunu inşa eder. Bütün bunlar ilerlemeyi getirir.

Evrim için evrim → İlerleme için evrim → “İlerleme” için ilerleme

 

16.08.2018

İnşirah ve Evrim” hakkında 2 yorum

    1. Aldous Huxley Cesur Yeni Dünya’sında benzer bir ütopik distopya kurar. Mutluluğu “yalnızsızlık”, “boşsuzluk” olarak inşa eder.

      Kastınızı anladım sanırım. Elbette boşluğun sancısı ağır olur. Küçük yerlerde insanlar işsizlikten dedikodu yapar. “Doluluk” olarak dedikodu, haset, kin ve sair. Yahut boşluk, kişiyi “boş” olduğuna ikna eder ve mis gibi depresif insan doğar.

      Mutlak boşluk mutsuzluk getirir ama mutluluk getiren fikirler de boşluktan çıkar. Misal, atayli.com niçin var? Yahut cilt cilt kitap yazanların akıllarından zoru mu var?

      Mutlu olmak için önce mutsuz olmalı belki de. Doldurmak için önce boş kalmalı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.