Geri Zekalılığa Övgü

“Bir varmış bir yokmuş. Ahmak çevresi ve yetersiz öğretmenleri tarafından yıllarca zeki olduğuna inandırılan bir Atay’lı varmış.”

Sevmedim bu üslubu. Beceremiyorum zaten öyle yazmayı. Konuşur gibi yazayım gene.

Çevrem ve yetersiz öğretmenlerim tarafından zeki olduğuma inandırıldım yıllarca. Sınıfta biraz göze batan bir tip olduğum için bu kanıya varmış olmalılar. Derste soru soruyorum ve bazı şeyleri sınıf arkadaşlarımdan önce kavrıyorum diye zeki olduğumu sandılar. Hoş, aslında pek önce kavradığım falan da yoktu. Öyle sanıyorlardı işte. Millet ikinci anlatışta biraz anlarken, ben ikinci anlatışta anlıyordum. Tek fark buydu. “Çalışınca yapıyor” palavrası sıkıldı çok kez. Çalışınca herkes yapıyor. Benim farkım ne? Çalışıyor olmak mı?

O zamanlar beni de inandırmışlardı zeki olduğuma. 10 sene boyunca pek çok öğretmenin bunu söyleyince, ailen tasdik edince ister istemez inanıyorsun sen de. O zamanlar gerçeklerle yüzleşmemiştim henüz. Gerçek bir şeyle karşılaşmamıştım belki de. Karşılaştığım ufak tefek sorunları kendi çapımda hallediyor olmanın gururunu yaşayıp “BEN ZEKİYİM” diye fısıldıyordum içime. Övünecek başka bir şeyim yoktu çünkü. Elimde bir tek o vardı. O da başkaları tarafından tutuşturulmuştu gerçi elime.

Derslerimde başarısız olmaya başladım sonra. Bahanem hazırdı. Çalışmıyordum ki. Çalışsam yapardım. İsteyince olurdu ama istemiyordum. Ne yani diğer gereksizler gibi eğitim sisteminin dayattığı şeyleri kabul mü edecektim?

Hiçbir şekilde varlık emaresi gösteremeyen ben, var olduğuma kendimi inandırmak için sisteme ayak diriyordum. Bir yere ait olmak istiyordum her şeyi reddederek. Madem zekisin, ders çalış? Çalışamıyordum çünkü psikolojik problemlerim vardı kendimce. Okul, arkadaşlar, çevre… Bahane boldu. Kendimi hep es geçtim ama. Çalışamamamda çevresel faktörlerin aslında bahane olduğunu fark ettiğimde ise içime yönelmiştim. Sorun bendeydi. Fazla mı zekiydim ne? İnsanlar mal mıydı? Nasıl dayanıyorlardı bu “kalafat yerine”?[1] Görmüyorlar mıydı “gerçekleri”? İçsel problemlerimde boğuldum. İçsel problemlerimin müsebbibi ise gene çevreydi! Lanet olası çevre!

Sloganlara sığınıp küstah kahkahalar atıyordum kendimce. Her şeyi anladığımı sanıp aslında hiçbir şeyi anlamıyormuşum. Geç fark ettim.

“Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.”[2]

Bana biçilen kaftanın çapımdan çok büyük olduğunu geç anladım.

Zekiydim ben. “Haykırınca çeviklik katardım gök yüzüne”[3] Hayallerim de vardı. Büyük adam olup dünyayı değiştirecektim. “Bkz: Adam Olmak / Büyük Adam Olmak Üzerine Birtakım Sancılar” Kendimi değiştirmem gerektiğinin farkında değildim. Dünyaya gücümün yetmeyeceğini kavradığımda hayal kırıklığına uğradım. Olsun, dedim, en azından ülkemi değiştireyim. Olmazmış. O büyük adamlara göre bir hedefmiş. Bense çapsızın tekiymişim. Sonradan fark ettim. Fark etmedim aslında. Suratıma fırlatıldı paçavra gibi tüm hünerlerim… Kendimi değiştireyim dedim. Ona da güç yetiremedim. Çapsızlık başa bela azizim.

Sonra, normal birisi olduğuma karar verdim. Fazlam ya da eksiğim yoktu. Herkes gibiydim. Bu iyi gelmişti. Yapamadıklarıma üzülmüyordum fazla. (Yalan. Üzülmüyormuş gibi yapmaya çalışıyordum kendi kendime.)

Yapmam gereken şeyleri yap/a/mıyor, psikolojik sorunlarıma(!) sığınıyordum. Hep x yüzündendi. Y öyle olmasaydı şimdi şu işi yapmıştım. Z beni bitirdi. Madem zekiydim neden sorunlarımı aşamadım da onlara takılıp kaldım? Hatta onlara sığındım? Bkz: Einstein madem o kadar zekiydi de neden Müslüman olmadı? Vroahr wara höröğğğ.

3-5 satır kitap okuyup kendimi “adam” sanıyordum. “Of be Selim, insanlar ne kadan da cahil. Saçma TV programları izleyeceklerine açıp iki satır bi şeyler okusalar ya. Olmaz, olmaz. Bu insanlarla valla olmaz.”

Çapsızlığımın farkında olup, aslında çapsız olmadığımı kendime ispat etmeye çalışıyordum.

Şu an ise geri zekalı olduğumu düşünüyorum. Geçmişe baktığımda da fark ediyorum bunu. Ciddiyim.

Okuduğumu anlamıyorum. Düşünemiyorum.

Kitap okuyayım dedim. Yeraltından Notlar’a başladım. Sarmadı. Okuyamadım. Putların Alacakaranlığında’yı okuyayım dedim. Anlamadım hiçbir şey. Yaratma Cesareti’ne başlayayım dedim, th gitmedi. Kafa basmadı. Ben ancak tweet okurum. Medium’da görece kısa ve net olan, sonuç odaklı yazılar okurum, açar dizi izlerim, 1 hafta ders çalışır ortalama notlarla sınıf geçerim, başka da bi bok beceremem. Plan yapmaya da gerek yok. Uzmanlık alanımdır ya hani plan yapmak. Artık o da yok. Açıp roman okurum. Ne bileyim Satranç falan işte. Az önce dediğim gibi 3-5 tweet okur kendimi farklı hissederim. Biraz çok bilmişlik yapıp çok okuyan birisi imajı çizerim. Geceleri başımı yastığa koyduktan sonraysa kendimden nefret ederim. Geri zekalı olduğum için nefret ederim. Çapsız olduğum için nefret ederim. Nefret ettiğim için nefret ederim.

Ha unuttum. Bulantı’ya başlamıştım. Bırakmıştım ama sonra. Bana bir şey katmaz bu kitap demiştim. Bilmişliğe bak be. Adam ne haklıymış. Şimdi daha iyi anlıyorum Sartre amcayı. Kendimden tiksiniyorum diyordu. Tiksiniyorum.

Sartre - Bulantı / Saat Beş Buçuk / Kendimden Tiksiniyorum

Kaynak mı? Bendeki sikindirik bi baskı. Şimdi yayınevi adı falan verip davalık olmak istemem. “Saat Beş Buçuk” bölümünde geçiyor. Açın bakın.

Zeki Atay’lı öldü. Yaşasın geri zekalı Atay’lı.

Bundan sonra böyle.

Amaaannn, valla sıkıldım. Bir ara uzun uzun yazarım. Siktir et. Hadi eyvallah.

 

Yazıyı yayımladıktan sonra gelen ek:

Ya hu ben bu yazıda “sığır hayatı”ndan bahsedecektim. Birkaç tane ayet koyacaktım. Unutmuşum…

Daha başka şeyler de yazacaktım ama ne yazacağımı ekleyeceğimi unuttum.

Gücüm yok…

 

23.01.2018

 

[1]: İsmet Özel – Mazot
[2]: Cahit Sıtkı Tarancı – Otuz Beş Yaş Şiiri
[3]: İsmet Özel – Münacaat

Geri Zekalılığa Övgü” hakkında 2 yorum

  1. Zeka denen şey bence de aldatmaca. Yapılması gereken şey çalışmak. Öğrendikçe beyin sinapsları dallanıp budaklanıyor ve bunun sonu yok gibi görünüyor. Yani zeka dediğimiz şey öğrenmek, çalışmak. Öğrendikçe farkındalıklarımız artıyor ve her şeyden bir şeyler almak mümkün.

    Yazınız akıcı ve hoşş ama kendinize çok yüklenmişsiniz. Kendinizi suçlamayın. Başkalarını da suçlamak yersiz tabii. Çalışmak ve dua önemli. Kolaylıklar diliyorum yaşamınızda 🙂

    1. Katılıyorum. Çalışmak ve dua ile tevekkül etmek. Allah yardımcımız olsun. İyi niyetli temennileriniz için teşekkür ederim : )

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.