“Gördüm, hepiniz oradaydınız. Dağa kaldırdınız Pollyanna’yı”

En son 1.5 ay önce bir şeyler yazmışım buraya. Ani gelen yazma/konuşma isteği neticesinde her zamanki gibi kopuk bir yazı oldu. Size bir şey vaadetmiyorum. “Sözlerim var köprüler geçirmez. Kimseyi ateşten korumaz kelimelerim”[2] Okumak istersen aşağıda. Ama okudum diye, köprüyü geçerim sanma. —   On bir mayıs iki bin on sekiz Cuma. Tarihimizi atalım. Zaman […]

Devamını Oku

Bir Umuttur Öldüren İnsanı

Ne yazmışım üste? “Kimsenin ölmediği zamanlarda yaşamak, Düşünen kimse için dramdır bu bayım” 14 gün önce yazmışım. O zamandan bu zamana azaldı mı dramımız? Ölen birileri oldu mu? Oldu. Ne demiş şair? “İçimde ölen biri var.”[1] İçimde ölen biri var. “Bir şey koptu benden, şey, her şeyi tutan bir şey”[2] Bir şeyler ölüyor içimde, her […]

Devamını Oku

Geri Zekalılığa Övgü

“Bir varmış bir yokmuş. Ahmak çevresi ve yetersiz öğretmenleri tarafından yıllarca zeki olduğuna inandırılan bir Atay’lı varmış.” Sevmedim bu üslubu. Beceremiyorum zaten öyle yazmayı. Konuşur gibi yazayım gene. Çevrem ve yetersiz öğretmenlerim tarafından zeki olduğuma inandırıldım yıllarca. Sınıfta biraz göze batan bir tip olduğum için bu kanıya varmış olmalılar. Derste soru soruyorum ve bazı şeyleri […]

Devamını Oku

ilk-selfie

Hayatın Görselliği ve Mutsuzluk Arasındaki Bağlantı

Safları sık tutun. Bi şeyler yazacağım. Samsacığım, mevzilendin mi? Harekat için hazırız efendimiz. Güzel. Twitter’daki troll hesabımdan yazmaya başlamıştım önce. Baktım mevzu Twitter için biraz uzun olacak, bloğa da bir süredir yazmıyorum, buraya yazayım dedim. Konumuz: Manipüle Edilen Gerçeklik Algısı ve Mutsuzluk KanalD spikeri gibi gireyim: Sevgili izlekler, gün geçmiyor ki… bla bla bla… Tamam, […]

Devamını Oku

Adam Olmak / Büyük Adam Olmak Üzerine Birtakım Sancılar

Bir süredir yazmıyordum. Ne kadar süredir? Çok süredir. Yazmıyordum ama düşünüyordum. Pek çok şey üzerine. Yok be, pek çok değil aslında. Düşünüyordum işte. Düşünceler bir nörondan diğerine zıplamaya çalışırken aralarda bir yerde kayboluyordu. Puff. Bir anda gitmiş. Yerini bilen yok. Nereden geldiğini görebilen yok. Samsa olsaydı, o yardımcı olurdu belki kayıp düşüncelerin izini sürmeme. Yok […]

Devamını Oku

Her Şey O Gün Başladı

Her şey o gün başladı. Ne klasik cümle. Başlamadan evvel bitmişti. Bitmek başladı. Başlamak bitti. Her şey anlamsızlaştı -belki de hiç olmadığı kadar anlam buldu.-. Zaman ve mekân önemini yitirdi. Bu bitim ve başlangıcın patikasında mürekkep yolunu buldu. Kâğıdı bildi. Zaman ve mekân önemini yitirdi. Mürekkep kâğıtta yol aldı da gönle vardı. Gönlü buldu. Gönül […]

Devamını Oku

Abonelik Şeysi

Uzun uğraşlarım sonucunda, isteyen kişilerin Atay’lı’ya abone olabileceği bir sistemi siteye eklemiş bulunuyorum. O kadar beceriksiz bir adamım ki, haftalardır uğraşıyorum halledemedim : ) Birkaç tane eklenti denemiştim. Kurulumunu beceremedim. Az evvel tesadüf eseri fark ettim ki, kullandığım Jetpack eklentisinin abonelik sistemi de varmış : ) Ufak bir “sürükle – bırak” işlemi sonucu, abone ol […]

Devamını Oku

Kimsenin Hayali Yok mu?

Kimsenin hayali yok mu? Yoksa herkes hayalini mi yaşıyor? O hayallere ve yaşananlara ben neden uzağım? Neden yabancıyım? “Yok gibi yaşamak bu, kalkıp kurtulmak gibi kalabalıktan”[1] Nerenin yerlisiyim? Herkes istediğini mi yaşıyor? Öyleyse ben neden yaşayamıyorum? Yoksa onlar da mı yaşamıyor? Öyleyse neden sadece ben yabancıyım buraya? Neden dahil olamıyorum? Neden dışarıdayım? Sistemdeki parazit miyim? […]

Devamını Oku

Yalnızlık Konuşmaları

Yine hüzün çöktü. Yalnızlık kötü bir şey be. Şizofrene bağladım oğlum. Kendimle bildiğin muhabbet ediyorum. Yalnızlığımın sebeplerini düşünüyorum bazen. Yalnızlık nedir ki hem? Arkadaşlarım var mı? Var. Sayılır yani. Ya hu, yalnızlık arkadaşa sahip olmamak değildir ki. Yalnızlık dosta sahip olmamaktır. Yalnızlık, her şeyini paylaşabileceğin birilerine sahip olmamaktır. Klasik erkek muhabbetlerini sevmiyorum. Nefret ediyorum. Futbol, […]

Devamını Oku

Sevmek İsyandır

Kendi kendime yaptığım konuşma, yazışma, sevişme… Ne derseniz işte. Temellendirmeden, içimden geldiği gibi konuştum. Haliyle kopuk oldu. Her neyse, buyurunuz efenim: — Sevmek başlı başına bir isyandır. İsyan -> şikayet, rıza göstermeme ve reddediş. Karşı çıkış. “Seni anlatabilmek seni Namussuza, halden bilmeze, Kahpe yalana …”[1] “Kanatları kara fücur çiçekleri açmış olan dünyanın”[2] ve “yanık yağda […]

Devamını Oku